Afrika Gündem

Sahel Devletleri İttifakı’nda stratejik bütünleşme: Mali’nin onayı bölgesel uyumu güçlendiriyor

Sahel Devletleri İttifakı (AES), Mali Ulusal Geçiş Konseyi’nin Sahel Devletleri Konfederasyonu’nu kuran Antlaşma’yı oybirliğiyle onaylayarak bölgesel uyumda önemli bir adım attı.

Newstimehub

Newstimehub

4 Kas, 2024

IMG 9650

Sahel Devletleri İttifakı (AES), Mali Ulusal Geçiş Konseyi’nin (NTC) Sahel Devletleri Konfederasyonu’nu kuran Antlaşma’nın onayını oybirliğiyle kabul etmesiyle bölgesel uyumda önemli bir aşamaya ulaştı.

Mali, Burkina Faso ve Nijer’i ortak bir vizyonla bir araya getiren bu antlaşma, üç ülkenin egemenlik ve kalkınma konularındaki stratejik iş birliğini pekiştiriyor.

6 Temmuz 2024’te Niamey’de imzalanan antlaşma, idari bir işlemden öte; üç ana eksende—kolektif savunma, diplomatik koordinasyon ve entegre ekonomik kalkınma—ifade edilen derin bir siyasi hedefi yansıtıyor. Ayrıca Mali geçiş lideri General Assimi Goïta’nın konfederasyonun ilk başkanı olarak seçilmesi, Mali’nin bölgesel etkisinin arttığını vurguluyor.

Bu onay, Ocak 2024’te Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’ndan (ECOWAS) ayrılan üç ülkenin Batı Afrika iş birliği yapılarından uzaklaşma sürecini de pekiştiriyor. Bu adım, özellikle Fransız etkisine karşı yabancı müdahale iddialarıyla gerekçelendirilmişti. Bu bağlamda, AES’nin kurumsal yapısı, bölgenin güvenlik tehditleri ve artan jeopolitik gerilimlerle başa çıkma arzusunu simgeliyor. Mali Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop bu yeni oluşumu, “Sahel halklarının derin özlemlerinin bir ifadesi” olarak tanımlayarak halk desteğini vurguladı.

ECOWAS ise Sahel’de yükselen bu yeni güç merkezine karşı diplomatik bir çözüm arayışında. Bu amaçla, Senegal’den Bassirou Diomaye Faye ve Togo’dan Faure Gnassingbé’yi bölgesel diyaloğu sürdürmek üzere görevlendirdi. Bu yaklaşım, ECOWAS’ın Sahel’deki yeni siyasi yapılaşma süreci ve bölgesel denge üzerindeki endişesini ortaya koyuyor.

AES, bu stratejik birleşme ve güçlenme çabasıyla artık Sahel bölgesindeki güvenlik ve siyasi krizlere karşı endojen bir kalkınma ve güvenlik modeli oluşturmayı amaçlayan bir iş birliği örneği sunabilir. Ancak ittifakın başarısı, üç ülkenin ortak hedeflerini, zorlu güvenlik ortamında ve mevcut ekonomik kısıtlamalar altında hayata geçirebilme yeteneğine bağlı. Bu yeni yapılaşmanın Sahel halklarının kalkınma ve güvenlik taleplerini ne ölçüde karşılayabileceği ise zamanla netlik kazanacak.